Özet
Amaç
Cinsiyet ve yaşa bağlı farklılıklardan etkilenen faktörlerin belirlenmesi, ankilozan spondilitli (AS) hastalığın ilerlemesini tahmin etmek ve klinik tedaviye yön vermek açısından kritik öneme sahip olabilir. Bu nedenle, bu çalışma laboratuvar, demografik ve klinik özelliklerdeki cinsiyet farklılıklarını araştırmayı amaçlamıştır. Ayrıca, AS’li Türk hastalarda yaş gruplarına göre fonksiyonel sonuçlardaki cinsiyet farklılıklarını araştırmayı hedeflemiştir.
Yöntem
Çalışmaya AS hastaları dahil edildi. Hastaların demografik, laboratuvar ve klinik özellikleri toplandı. Fonksiyonel değerlendirmeler arasında ağrı, hastalık aktivitesi, omurga mobilitesi, alt ekstremite performansı, statik denge, dinamik denge, kinezyofobi ve düşmeyle ilgili endişeler yer aldı. Demografik, laboratuvar ve klinik özellikler cinsiyetler arasında karşılaştırıldı. Fonksiyonel özellikler iki yaş grubunda (36-45 ve 46-60 yaş grupları) cinsiyetler arasında analiz edildi.
Bulgular
Bu çalışmaya toplam 103 AS hastası katıldı. Eritrosit sedimantasyon hızı düzeyleri kadınlarda anlamlı olarak daha yüksekti (p=0,01). Buna karşın radyolojik evre düzeyleri, anti-tümör nekroz faktörü alfa (TNF-a) tedavi öyküsü ve hastaların halen veya daha önce sigara içenlerin oranı erkeklerde anlamlı derecede daha yüksekti (p<0,05). Otuz altı-45 yaş grubunda dinamik denge ve düşmeyle ilgili endişe puanları, kadınlarda erkeklere göre anlamlı derecede daha yüksekti (p<0,05). Kırk altı-60 yaş grubunda ise omurga hareketliliği erkeklerde istatistiksel olarak daha kötüydü (p<0,05).
Sonuç
Bu çalışmanın bulguları, 36-45 yaş aralığındaki kadınların dinamik dengeyi iyileştirmek ve düşmeyle ilgili endişeleri azaltmak için hedefli müdahalelerden özellikle faydalanabileceğini göstermektedir. Kırk altı-60 yaş arası erkeklerde, omurga hareketliliğini ve esnekliğini artıran yaklaşımlar özellikle faydalı olabilir. Elde edilen veriler klinik pratikte cinsiyet ve yaşa dayalı izleme ve önleme stratejilerinin önemini ortaya koymaktadır.


